19-05-2016 Fatma MARMARA (DURSUN)

Tarihimizi araştırmaya kalktığımızda her otoriteden farklı bir açıklama görüyor, okuyorsunuz. Onun yazdığını bir diğeri hayır o öyle değildi diyor. Bu ülke bir büyük savaş yaşamış, kurtuluş savaşı. Kanıyla canıyla bu toprakları işgalci devletlerin elinden almış.

1. Dünya savaşında, ittifak devletlerinden Almanya yenilince, Osmanlı Devleti de yenik sayıldı. Mondros Ateşkes antlaşması ardından itilaf devletlerince topraklarımız paylaşılmaya başlandı. Güçlü bir imparatorluğun son dönemlerde ki çöküşü ve girdiği bu savaşın sonrasında da elinden silahları alınmış güçsüz düşmüş bir ordu, fakir ve yorgun bir halk ve işgale uğramış topraklar vardı.

Bazı tarihçilere göre Yıldız Sarayında görüşen ve “paşa paşa bu devleti kurtarabilirsin” diye belirten, Osmanlı padişahı Vahdettin, Atatürk’ü Samsuna gönderiyor. Bazı tarihçiler göre de Saray tarafından işgalci devletlere karşı ayaklanmalar ne boyutta olduğunun belirlenmesi ve Samsun’da ki genel durumu düzeltmesi için 9. Ordu müfettişi sıfatı ile Atatürk görevlendiriliyor.

Farklı farklı görüşleri savunan tarihçilerimiz bir araya gelmeli, gerekli tüm arşivler kendilerine açılmalı ve bizim tarihimiz gün ışığına çıkarılmalıdır.

İşgalcilere karşı, Anadolu’nun dört bir köşesinde vatanı kurtarmak düşüncesinde olan silahlı Kuayi Milliye direnişleri de daha öncelerden başlamıştı. Sonuçta bir ülkenin bağımsızlığına, kurtuluşuna giden ilk adımlardan biri de Samsun’ da atılmıştır.

19 Mayıs 1919 da Atatürk Samsun’a ayak basarken kayıtsız, şartsız, bağımsız yeni bir Türk devleti kurma düşüncesindeydi. (Atatürk,2006 s: 19,24) Ülkenin parçalanmış, vahim halini görüyor, üzülüyor ve bir şeyler yapması gerektiğini biliyordu.

Onun önderliğinde, yanında yer alan paşalarla, silah arkadaşlarıyla, çetelerin ve halkında birleşmesiyle Milli Mücadele başlamış, bu topraklar düşmandan geri alınmıştı. Yok olduğu düşünülen parçalanmış bir ülke yeniden ayağa kalktı ve bağımsızlığına kavuştu.

Ülkenin ve milletin geleceğini, gençliğin ileriye götüreceğine inanan Atatürk, Türkiye’yi onların ellerine bırakmaya çekinmiyordu. Bunu da şu sözleri ile dile getirmiştir.

"Ey Türk Gençliği! Birinci ödevin; Türk bağımsızlığını, Türk Cumhuriyetini sonsuzluğa değin korumak ve savunmaktır. Varlığının ve geleceğinin biricik temeli budur.

19 Mayıs 1919 da Atatürk’ün Samsuna çıkışı “Gazi Günü” olarak Samsun’da kutlanmaktaydı. Daha sonra 20 Haziran 1938’ de çıkarılan bir kanunla milli bayram olarak kabul edilmiş ve gençlere armağan edilmiştir. Bu gösteriler 7 Mart 1981’de de ‘Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı ’ olmuştur.

Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramımız Kutlu Olsun.

 


Bu yazı 3964 defa okunmuştur.



Fatma MARMARA (DURSUN) Diğer Yazıları
Köşe Yazarları
Çok Okunan Haberler
Anketimize Katılın

Web sitemize nasıl ulaştınız?

Reklam
Tavsiye
Arama Motorları
Diğer

Namaz Vakitleri
Puan Durumu
Sıra Takımlar O G B M AV P