12-02-2017 Fatma MARMARA (DURSUN)

Küreselleşen dünya ile birlikte büyüyen şehirlerde ki yaşamda hızlı bir koşuşturma temposu içinde devam ediyor. Sosyal ilişkilerin yok olmaya yüz tuttuğu, kültürün geleneklerin yavaş yavaş unutulduğu, doğal ürünlerin yerini hormonluların aldığı, el sanatlarının birer birer yok olduğu, havanın, suyun bile kirli olduğu büyük ve kalabalık şehirler.

Oysaki Türkiye’nin kuytuda kalmış, saklı köşeleri vardır, geçmiş yaşanmışlıkları, tarihi dokusu, kültür ve gelenekleri devam eden, doğal besinlerle beslenilen, komşu arkadaş dost kardeş ilişkilerinin sıcacık olduğu, huzurun bulunduğu, sakin yerler. Tıpkı bir midyenin içindeki inci gibi saklı durur, yemyeşil vadilerde, yamaçlarda ya da bir kıyıda. Zaman bile hiç değişmez buralarda.

Dünyada ilk İtalya’da Uluslararası Belediyeler Birliği Hareketi olarak başlatılan projeye katılan 30 ülkenin 208 kenti, aralarında Türkiye’den 14 kentinde bulunduğu bu “Yavaş Şehirleri” belirleyip tescillediler. Bunlardan biri de Doğal güzellikleri, kent dokusu, konakları, manevi değerleri bünyesinde barındıran, tarihi ve kültürel mirasını koruyan, Bolu’nun Göynük İlçesi ve şimdilerde ise bu sakinliği ve dillere destan güzelliği, Uluslararası Cittaslow Birliğine Üyeliğinin kabul görülmesiyle “Sakin Şehir” unvanıyla tescillendi.

Göynük Belediye Başkanı ve İpek Yolu Belediyeler Birliği (İPEKBİR) Başkanı Kemal Kazan, Uluslararası Cittaslow Birliği'ne 2014 yılında başvurarak "Sakin Şehir" unvanı için 70 maddeden oluşan evrensel eleme kriterlerini, Göynük halkımızın da desteğiyle, başarılı bir şekilde sağlayarak, ilçemizi bu unvanla buluşturdu.

Başkanımız Kemal Kazan bir paylaşımında; “Göynük, zamanın durduğu yer!. Temiz havası, yeşilliği ile Osmanlı sarayının arka bahçesi. Belki de Osmanlı'nın ta kendisi. Tanımadığın insanlar selam verir geçerken, sanki kırk yıldır tanıyor gibi. Samimi, sevgi dolu, cana yakın, güler yüzlü insanlar yaşar Göynük’te. Burası küçüktür belki ama kocaman bir ruhu vardır.” diye belirtmiş. Yine yaptığı basın açıklamasında: Anadolu'daki Türk yaşayışının ve yerleşme kültürünün önemli örneklerini aslına uygun olarak günümüze taşıyan kentlerden biri olduğunu, kendine has kent estetiği olan Göynük’ün bu dokusunun bozulmaması için imar planlarını hassasiyetle oluşturmaya devam ettiklerini belirti.  Sahip olduğu cami ve türbeleriyle inanç turizminin de merkezlerinden bir yer olan Göynük’ün aynı zamanda Osmanlı mutfağının tüm özelliklerini taşıdığını da anlattı.

Evet, doğduğum büyüdüğüm Göynük’te, huzur içinde, naif bir yaşam vardır ve burada yaşamak bambaşkadır. Osmanlı Mimarisine sahip karagözlü, beyaz yüzlü evleri, konaklarıyla bir anda zaman alıp götürür sizi eskilere ta gerilere. Frigleri, Lidyalıları, Persleri, Romalıları, Bizanslıları görürsünüz birçok yerindeki tarihi kalıntılarında. Dadastandır askerlerinin geçtiği burada ki yolun adı. Sonraları Selçuklular tarih sahnesinde, bu şirin kasabalar tekfur denilen yarı bağımsız derebeylerin elinde, kervansarayları, hanları ile. Osmanlıdır ardından bu topraklarda egemen olan. Görürsünüz o dönemi de taşında, mimarisinde, camisinde, hamamında, motiflerinde, mutfağında, kültüründe, evlerinde. İpek yolunun geçtiği, kervanların hamam önünde durduğu dönemleri anlatırdı yaşlılarımız, daha çocuk yaşlarındayken o kervandaki develerden, nasıl devetüyü almaya çalıştıklarını.

Bakarsınız başka bir köşeden tekrar alır götürür sizi yine geçmişe; İstanbul’un fatihine tüm bilgi ve deneyimiyle hocalık eden Akşemseddin’e. Onun yattığı o mekanda birbirine karışır; yanında akan derenin, rüzgarda sallanan ağaçların ve o ağaçların dallarında öten kuşların sesleri, çiçek ve çam kokuları eşliğinde. Cumhuriyet Döneminde, Kurtuluş Savaşında Zaferin anısına dikilen kuleden komutan edasıyla bakarsınız, şirin ilçenin görselliğine. Anlatmak yetmez, tarif edilemez; her tarafından tarih fışkıran bu “Sakin Şehri”.

İlkbaharda yeşilin her tonuyla,  sonbaharda tüm renklerin cümbüşüyle, sizi kucaklayan mükemmel doğası ve coğrafyasıyla; sağına soluna saklanmış birbirinden güzel gölleriyle, yaylaları, buz gibi soğuk, şifalı, mineral deposu sularıyla, dünyadaki cennetten bir köşedir adeta. Yaşanmışlıkları anlatan konakları, ipek yolu ve tarihi eserlerin içinde bulunduğu o dönemleri görebilmeli.  İpek oyalarıyla, tezgâhında ki dokumasıyla, şimşir kaşığında, kalaylı sahanında ki damakta bıraktığı leziz yemeklerin tadıyla hissedebilmek gerekli, Cittaslow Göynük kültürünün zenginliğini.

Sevgi ve saygılarımla…

Fatma Marmara

 

 


Bu yazı 2244 defa okunmuştur.



Fatma MARMARA (DURSUN) Diğer Yazıları
Köşe Yazarları
Çok Okunan Haberler
Anketimize Katılın

Web sitemize nasıl ulaştınız?

Reklam
Tavsiye
Arama Motorları
Diğer

Namaz Vakitleri
Puan Durumu
Sıra Takımlar O G B M AV P