31-12-2014 Fuat BAYRAMOĞLU

“Konstantiniye (İstanbul) elbet feth olacaktır, Onu feth eden komutan ne güzel komutan, Onu feth eden asker  ne güzel askerdir ” Yüzyıllardır bu hayal ile yaşadı imanlı olanlar. İlk ateş Resul Efendimizin zamanındaki Eshab-ı Kiram Radyallahü anhüm efendilerimizin nadide yüreklerine düştü.  Resulullah Efendimizi altı ay evinde misafir eden  Halid Bin Zeyd ( Eyüp Sultan ) radyallahü anh efendimizin durabilir mi bu hadisi şerifi işitince ? Ta o zamanlar, Mekke-Medine’den, bu mücdeye nail olabilmek, İstanbul’u Feth edebilmek için gelmişti inananlarla İstanbul’a. Kader bu, İstanbul’da vefat etti ve Haliç’in bir kenarına defnedildi. Şanlı Eshab-ı Kiramdamdı. Resul efendimizin ensarı, yol arkadaşı, mihmandarı idi, 
 ***
Fatih Sultan Mehmet Han, Kostantineyi 50 gündür muhasara altında tutsada  ümidsizliğe düştüğü anlar olmuyor değildi.  İman yüreklerde olduğundan  herkes canla başla savaşıyor, savaşan mücahitler , dua ordusu gibi Akşemsettin efendimiz de dua da, gözleri yaşlı secdede.  
29 Mayıs 1453, Resul efendimizin asırlar öncesi haber verdiği müjdesi gerçekleşti. Osmanlı orta çağı kapayıp yeni çağı açtı. Anadolu tam bizlerindi artık.
Rabbimiz izin verdi, İstanbul Feth edilmişti. Bu olay, Peygamber efendimizin müthiş bir mucizesiydi. 
Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmet Han, bir gün Akşemsettin’i ziyaret etti. Şimdi de gönüller feth edilecekti:
"Hocam! Eshâb-ı kirâmın büyüklerinden, mihmandâr-ı Resûlullah olan Ebû Eyyûb-i Ensârî'nin ( EYÜP SULTAN) mübârek kabrinin İstanbul surlarına yakın bir yerde olduğunu târih kitaplarından okudum. Yerinin bulunması ve bilinmesini bilhassa ricâ ederim."
(Köşe yazımız için yerimiz az olduğu için kısa keserek, sonuç kısmını yazıyorum) Akşemsettin Hazretleri büyük bir keşf ve kerametiyle, gönül gözüyle kabri şerifi buldu.
Padişah Fatih Sultan Mehmet, Akşemseddîn'e;"Kalbimde hiç şüphe kalmadı. Ama tam inanmam için bir alâmet daha gösterir misiniz?" dediğinde, Akşemseddîn:"Kabrin baş tarafından bir metre kazılınca, üzerinde; "Bu Hâlid bin Zeyd'in kabridir." yazılı bir taş vardır." dedi. Kazdılar, Akşemseddîn'in dediği gibi çıktı. Bu hâli gören Sultan Fâtih'in vücûdunu bir titreme aldı. Bu hâl geçince Fâtih; "Zamânımda Akşemseddîn gibi bir zâtın bulunmasından duyduğum sevinç, İstanbul'un alınmasından duyduğum sevinçten az değildir." diye şükr etti.

 

***
Resul Efendimizin bir sözü için, anam babam sana fedadır ya Resulullah diyerek, dağlar taşlar aşıp,İstanbul’da şehit olan Eshab-ı Kiramın büyüklerinden Eyüp Sultan Efendimizi, yattığı kabri şerifinde, emin eller bulup, emanete gene asil bir millet sahip çıktı.  Akşemsettin Efendimizin nurlu kalbi, hak dostu Eyüp Sultan Efendimizi bulması kadar normal ne olabilir ki? İkisi de Allah yolunun en saf, en ilm sahibi dostları değil mi? Bu can dostumuz, kıymetli büyüğümüz Akşemsettin Hazretleri, Göynük’te, bizim topraklarımızda
 ***
Akşemsettin hazretlerinin de Göynükte defnedilmesi tesadüfî olamaz.
Göynük’te,  şehirlerin şehri İstanbul’un manevi komutanının olmasına, kayıtsız kalınamaz.
Kıyamet günü bizler dirildiğimizde, Bolulular olarak, Göynüklüler olarak Akşemsettin Hazretlerinin sancağı altında( inşallah) dirileceğimizi bilmek durumundayız.:
O nedenle büyüklere ait bir sözü buradan ifade edelim.
“Kim olduğun değil, kiminle olduğun önemlidir”
“İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, sen kendini bilmez isen, bu nice okumaktır”
, diyen dillerden gelen büyük ifadeden de anlaşılacağı üzere Akşemsettin efendimizi bilmek, kendimizi bilmek değil midir?
Yazacak çok kelimelerimiz olsa da, bu bölümü şimdilik burada sonlandıralım.
***
Geçtiğimiz pazar günü Sayın Başbakanımız Prof. Dr Ahmet Davutoğlu Bolu’ya geldi. O günden bu güne birkaç gün geçti. Sayın Başbakanın dediklerini, serinkanlılıkla daha iyi değerlendirebiliriz.  Sayın Başbakan Bolu’da “Selam olsun, selam olsun, selam olsun bu topraklarda maneviyatımızın öncüsü Akşemseddin hazretlerine, Tokad-i Hayreddin hazretlerine selam olsun. Onların izinden yürüyen yüzlerinde nur ve secde izi olan Bolululara selam olsun. Selam olsun bu topraklar da yiğitliğin, adaletin sembolü olan Köroğlu' ya selam olsun ve her biri Köroğlu gibi cesur, kararlı, yiğit Bolululara selam olsun” derken bizi bize, en iyi bir hâl ile, cümlelerle ifade etti.
Bir cümlesinde de, “En yakın arkadaşlarım Bolulu'dur. Hepsinde Akşemseddin edebini gördüm. Gerçekten buraya böyle bir manevi el değmiş. Buraya Rabbimin lütuf eli de değmiş. En güzel yerler burada." dedi.
Akşemsettin Hazretlerini ifade ederken, yüreğindeki sevgilerini,  bilgilerini, vizyonunu ve misyonunu, devlet adamlığının vakariyeti, tarihe karşı sorumluluğunun bilinciyle, Bolu’da  hürmetle gerçeğimizi haykırdı. Bolumuzu bizlere, yüreğimizde hissettirdi. Sayın Başbakandan Bolu’yu dinlemekle, Bolu’yu prof bir yürekten hissetmenin onurunu yaşadık. 
Bu iltifata layık olabilmek ancak ve ancak Allahüteala’nın Bolulu olanlara verdiği bir  nimettir. Nimete kavuşanlara afiyet olsun ( İmam-ı Rabbani Radyalalhü anh)
***
Sayın Başbakanın Bolu için verdiği müjdeli diğer birçok önemli haberlerin de özeti, insanlarımıza, yöremize, buralara iş, aş ve refah olarak döneceğidir. İki anakent şehir arasında yer alan Bolunun, hak ettiği maddi ve manevi kazanımlarıyla, hak ettiği gerçek yerini alması demektir. Biz mükemmel halini göremedikse de, göremeyeceksek te,  gelecek nesillerimizin Bolumuzdan onur duyacağı, bir cennet belde olacağı kesindir.  
***
Sayın Valimiz, hemen pazartesi günü "İl Gelişim Planı Ön Çalışma Toplantısı" düzenlendi. Bunun anlamı şudur. İş müjdeli habere sevinmek kadar, çalışalım, üzerimize düşeni eksiksiz yapalım, demenin fiiliyata geçirilmesidir.
Bolumuza gönül vermiş her kişi, bu kalkınma hamlesinde üzerine düşeni yapmak için bir adım öne çıkmalıdır.
***
Sayın Başbakanımızın yüreğinde Akşemsettin Efendimizin sevgisi  var. Bu sevgiyi günümüzde aynı aşkla yaşıyor, yansıtıyorsa , Resullullah Efendimizin, Hicretin, Miracın, Uhut’un,Çihar Yâr-i Güzin’in, Eshab-ı Kiramın, Tabiinin, İmam-ı Azamın, Osmanlının, Fatihin, Akşemsettinin, Yunusun, Mevlananın, Abdulhamitin, Silsile-i Aliyyenin, Sakaryanın, Genç Türkiye Cumhuriyetinin, Mustafa Kemal’in, Menderesin, Özal’ın,  devletle bu milletin, ortak dilinin sevgi dolu barışık ifadesinden başkası değildir.
***  
Sayın Başbakanın ifadelerinin bir kısmını aldık buraya. Kendimizce tarihe uzanarak yorumladık. Yazacak daha çok ifadelerimiz ve tespitlerimiz var. Ne var ki yerimiz dar. Sayın Başbakanın Bolu’ya gelişini sizler de çok değişik şekillerde yorumlayabilirsiniz. Bu da en tabii hakkınızdır. Biz ise farklı bir pencereden, Eshab-ı Kiramın çizgisi, İstanbul’un Fethi,  Akşemsettin  Efendimizin hizmeti, Osmanlının 600 yıl süren gerçeği, Şeyh Edabalinin vasiyeti,   2014 ‘te bu ruhun aynı tazelikte günümüzde  sürmesinin yansımalarını, ezel ve ebedi bir nokta olarak, arz etmeye çalıştık.
Türkiye Cumhuriyeti Devletimizin Başbakanı Sayın Başbakanımızın bu ziyaretinin Bolumuza, Coğrafyamıza, Milletimize, dünya insanlığına hayırlar getirmesini Allahütealâ’dan dilerim.

Mevlam görelim neyler, neylerse güzel eyler.


Bu yazı 1254 defa okunmuştur.



Fuat BAYRAMOĞLU Diğer Yazıları
Köşe Yazarları
Çok Okunan Haberler
Anketimize Katılın

Web sitemize nasıl ulaştınız?

Reklam
Tavsiye
Arama Motorları
Diğer

Namaz Vakitleri
Puan Durumu
Sıra Takımlar O G B M AV P